4589_0

Darbe sözcüğünün kelime anlamı bir ülkede insanların baskı kurarak yönetimi değiştirmesi anlamına gelir. Fakat ülkemizde ise darbenin tanımı biraz daha farklı şekilde yapılmaktadır. Darbe denilince çoğumuzun aklına Türkiye’de askerin demokratik olmayan yollarla yönetime el koyması ve yönetimi elinde tutması gelir. Yakın geçmişimizde Türkiye’nin yaşadığı ve etkilerini halen görmeye devam ettiğimiz darbelerden biri de 12 Eylül 1980 askeri darbesidir.

1980 darbesi de o dönemin Genelkurmay Başkanı Kenan Evren önderliğinde askerin demokratik olmayan yollarla yönetime el koyması şeklinde gerçekleşti ve uzun bir süre devam etti.  12 Eylül 1980 darbesinin birçok haklı dayanakları vardır. 1980 darbesinin bazı haksız yanları da vardı. Birçok kişinin haksız yere asılması ve insanların demokratik haklarının ellerinden alınması gibi darbe sonrası yapılan birçok hatalar vardı ama sonuç olarak bu darbenin yapılması için gerekli zemin oluşmuştu.

12 Eylül darbesinin asıl haklı sebebi ülkede anarşinin önüne geçilememesidir. 1980 yılına gelindiğinde milletin kendi içinde farklı sınıf tercihlerini oluşturmaya başladığı görüldü ve ülkedeki insanlar arasında birçok gruplar oluştu, bloklaşmalar yaşandı. Türkiye’nin nerdeyse tüm bölgelerinde büyük bir anarşi baş gösterdi. İnsanlar rahatça sokağa çıkamaz oldu. Bunun en büyük örneği Ordu’nun Fatsa ilçesinde yaşandı. Daha önce seçimle gelen belediye başkanı ülkedeki kargaşa ortamını fırsat bilerek Fatsa’da kendi bağımsızlığını ilan etti. Hatta bir adım daha ileri gitti kendi yargısını kurdu ve insanları ülkenin başı Ankara’dan tamamen bağımsız olarak infaz etmeye başladı(Kenan Evren, 1982). Anarşinin olduğunu gösteren en büyük deliller ise o dönemde yaşanan fail-i meçhul cinayetler ve suikastlardır. 11 Temmuz 1978′de Bedrettin Cömert Ankara’da,1 Şubat 1979′da Abdi İpekçi İstanbul Teşvikiye’de, 10 Eylül’de Türkiye İşçi Partisi Adana eski il başkanı Ceyhun Can yazıhanesinde öldürüldü ve bunlar sadece yapılan suikastların çok küçük bir kısmını oluşturuyordu (tr.wikipedia.org). Ülkede yaşanan anarşinin diğer bir başka yüzünde ise hükümete karşı yapılan grevler yer alıyordu. 1970’lerde güçlenmeye başlayan sendikalar artık hükümete iyice baskı yapmaya başlamıştı. Sanayinin çarkları durma noktasına geldi. Eylül 1979’da başlayan bir grevde sadece 40.000 işçi iş bıraktı(Selim Fuat,2011).Ayrıca toplumda yaşanan bu anarşi, yanında ayrışmayı da getirdi. Toplumun büyük çoğunluğu kendi arasında sağ ve sol diye ayrılmıştı. O zaman kurulan Pol-bir ve Pol-der dernekleri polisler arasında bile yaşanan ayrışmanın en açık göstergesiydi.(Cemil Ceylan,1978).Öte taraftan bu darbenin bazı haksız yönleri de vardı.1980 darbesi insanların demokratik haklarını ellerinden aldı ve hatta darbe sonrası birçok masum kişinin ölümüne yol açtı. 1980 darbesi sonrasında Kenan Evren’in “bir sağdan astık bir solda denge olsun diye” sözü bu darbeden sonra yaşanan infazların en açık göstergesidir.(Youtube.com) Fakat zaten ülkede yaşanan anarşi bir bu kadar kişinin ölümüne sebep olmuştu ve belki kat ve kat fazlasına da sebep olabilirdi. Kısacası anarşi sorunu hükümet için artık çözülemeyecek bir sorun haline gelmişti ve anarşinin sona erdirilmesi için bu darbe gerekliydi.

12 Eylül 1980 darbesinin haklı sebeplerinden biri ülkenin o an içinde bulunduğu ekonomik darboğazdır.  Bu dönemdeki ekonomik sıkıntının bir nedeni ise dış ülkelerden kaynaklanan ve tüm dünyada 1970 yılından sonra etkisini göstermeye başlayan ekonomik durgunluktur. Bu yıllarda G-7 ülkelerinde büyüme hızları 1971–1973 yılında ortalama %  5 civarında seyrederken, 1980’de % 1,3; 1982’de % 0,4 oranına kadar düşmüştür(Doç. Dr. Mustafa Durmuş,2010, syf1). Fakat asıl olarak bu ekonomik darboğazın başta gelen nedeni ise o dönemdeki hükümetin uyguladığı yanlış politikalardır. Ekonomik politika olarak ithalat şartları daha da sıkılaştırıldı ve iç talebin artırılması istendi ve bunların sonucu olarak yüksek enflasyon oranları oluşmaya başladı. Örneğin 1972-1977 döneminde ortalama yıllık % 20 olan enflasyon oranı, 1978–1980 döneminde % 75’e fırladı. Bu yanlış politikaların devamında cari açık hızla arttı ve 1973’te % 2,4, olan cari açık 1977’de  % 7,1 ‘e ulaştı (Doç. Dr. Mustafa Durmuş,2010, syf1). Hükümet son çare olarak IMF ve Dünya Bankasının kapısını çaldı ve dışarıdan alınan para ile ülkenin dış borçları da arttı. Özellikle bu dönemde dışarıdan gelecek olan sıcak paraya ülkenin ne kadar muhtaç olduğunu dönemin cumhurbaşkanı Süleyman Demirel’in “70 Sent’e muhtacız” sözüyle çok rahat bir şekilde anlayabiliriz(S. Rıdvan Karluk, 2010, syf11) . Sonuç olarak bu yanlış politikalar hızla yükselen işsizlik oranlarını getirdi. 1978 yılında %12,7 olan işsizlik 1980 yılında %16,1 oldu ve zirve yaptı (Yakup Kepenek, 1987, syf75). Bu yanlış politikalardan dolayı ülkenin ekonomisi ciddi biçimde etkilendi. Sadece bu dönemde ülkenin %20′lik üst gelir grubu ile %20′lik alt gelir grubu arsındaki gelir farkı 1’e 300 oranına çıktı.(Seyfi Öngider,2005, syf80) Halk artık evine temel ihtiyaçlarını karşılayamaz duruma geldi ve yıllardır duyduğumuz o ünlü tabirler ile “tüp kuyruğu, yağ kuyrukları” oluştu. İşte bu sebeplerden dolayı, bu ekonomik çöküntünün aşılması için bir şeyler yapılması gerekiyordu. 12 Eylül’ün haklı taraflarından biri de hükümetin yanlış politikalarından dolayı ülkenin içinde bulunduğu ekonomik buhrana çözüm getirememesidir.

12 Eylül 1980 darbesi Türkiye’nin yaşadığı darbeler arasında belki de  insanlar tarafından en çok olumlu karşılanan darbesiydi. 1980 yılında bu anarşiye katlanamayan halkın büyük çoğunluğu zaten bu darbeyi bekliyordu. Çünkü halk artık bu kadar anarşiyi kaldıramıyordu. Her gün farklı yerlerden birçok ölüm haberi geliyordu. Ülkede insanların can güvenliği sağlanamıyordu. Ekonomik sıkıntılar ise bunun farklı bir boyutuydu. Artık ekonominin savunulacak bir tarafı ve insanlar tarafından kabul edilebilecek bir yanı yoktu. Grev yapan işçiler, yüksek enflasyon oranları ekonominin karşılaştığı zorluklardı. Halkın alım gücündeki düşüş çok fazlaydı. Bu iki faktör birleşince darbenin yapılması kaçınılmaz oldu.

 

Kaynakça:
-Ceylan, C.(1978) Devlet dergisi. Röportaj
-Karluk S.R. (16 Nisan 2010) Turgut Özal uluslar arası ekonomi ve siyaset kongresi -I.  Turgut Özal’ın ekonomi politikaları kapsamında krizlere karşı uygulamaya koyduğu ekonomi politikaları
-Durmuş, M.( 02.10.2010) 12 Eylül 1980 Darbesinin Ekonomi Politiği. Söyleşi
-Fuat S. (Nisan 2011) Marksist Tutum dergisi
-Öngider S. (2005) Son Klasik Darbe
-Kepenek Y.(1987) 12 Eylül’ün Ekonomi Politiği ve Sosyal Demokrasi
-Evren K. (25 Ekim 1982) 1982 Anayasası’nı Devlet Adına Tanıtma Programı. Konuşma
-12 Eylül Darbesi. http://tr.wikipedia.org/wiki/12_Eyl%C3%BCl_Darbesi
-Kenan Evren  http://www.youtube.com/watch?v=DMSFJ0J1dZQ

 

 

  • Çaplcu Pascale

    Şimdiki olayların sebepleride aynı!

  • sosyolok

    hiç bir sebep bir darbeyi haklı gösteremez !

    • Gözlüğüm düşmüş

      Gösterir.

  • uzun adam

    düşünce adı gecen her kurum ve kuruluş altından pislik çıkıyor. düşünce adı ama kendileri gibi düşünmeyenler at gözlüğü takmış. 80 darbesinde ölen 17 bin faili mechulun en büyük sanıklarısınız. sizin de demokrasinizinde içine tüküreyim